...
Eylem Abi bu 15bin doları duyunca bir zamanlar "Ay satılır mı ki Memet" diyen eşim satmasak mı değerinde gitsin falan demeye başladı
yani bunun sonu yok gibi. Başkalarının yapmış olduğu bıçağı az çok ücretlendirebilsemde kendiminki olunca yapamıyorum. Çünkü hep eksiklikleri hataları geliyor aklıma. Ama zannediyorum zamanla bu da oturacak.
Ben şahsen Bir Türk'ün almasına çok sevindim. Ara ara beğendi ki aldı desem de kaç gündür acaba gerçekten beğendi mi diye içim içimi yiyor
Yani aslında benim şu aklımdakini tam yapamamışlıktan takındığım ezikliğe de son vermem gerek. Yoruyorum kendimi.
...
Cem Bey fiyatlandırma bence makul olmalı. makulun sınırları zorlanabilir ama ne bileyim çok da abartmamak gerek sanki. Piyasada özellikle tesbih işinde falan duyuyoruz fiyatlar havada uçuyor. Gerçi alan da verende razı ise bize pek birşey söylemek düşmüyor. Ama bence bir müslümanın değerinin çok çok üstünde satış yapmasını uygun bulmuyorum. Neyse söz çok uzadı. Herkese tekrardan çok teşekkür ederim.
Paylaşma ihtiyacı duyduğum genel görüşlerim var. Bu bıçak umut verdiğinden dolayı paylaşıyorum.Sanatın iyi bir rakamla karşı karşıya gelmesi sanat eseri hakkında bir gösterge olduğu kadar o toplumun sanata verdiği değeri ve sanattan anlayışının da puanlaması aslında. Üstelik sanatçıya verilen kıymeti de somutlaştırmak.
Yıllar önce bıçaklara alırken satarken biçtiğim değerin yanına bazı ustaların bıçağına şimdi biçtiği değeri koyuyorum ve o değerin aşırı küçüklüğü karşısında umutsuzluğa kapılıyorum. Bir bıçağa harcanan gün için yövmiye hesabı bile yaptığında çıkan rakamı maliyet ile topladığında bulunan değer eğer bıçağın satış fiyatından fazlaysa bir şeyler çok yanlış demektir. O ustanın öğrenme sürecinde verdiği emeği, daha önce yaptığı her işteki kazanımlarını yok sayıp da bir günlük emeğini bir günlük fiziksel emekle kimse eş tumamalıdır. Hedefi 12'den vuran örnek olan "çekici nereye vuracağını bilme bedeli"ni kimse yok etmemelidir.
O bağlamda bu kamanın ezik bir değere gitmemesi, harcanmaması bence çok güzel bir şey oldu.
-- o --
Türkiye'de bıçak sanatına nelerin katkısı oldu, nelerin zararı oldu diye baktığımda en büyük zararı ustaların kendisinin verdiğini görüyorum ve onu da bence şu şekilde yapıyorlar:
* Ustalar, ezik duruyorlar, taviz veriyorlar. Bir sipariş için gelene kendisinden istenen ucuzlukta şey yapmaya razı oluyorlar.
* Daha yeni başlayanlar dahi kısa sürede çok bıçak yapmanın hesabına giriyor. Kısa sürede bıçak yapmak demek çok sayıda bıçak yapmak demektir. Herkes çok sayıda el yapımı bıçak yaparsa o bıçaklar gün olur çekirdek parasına gider. Hızlanmak için yapılan masrafları çıkarma ihtiyacı yüksek adetlere çıkma arzusunu kamçılıyor. Halbuki eğe, testere ve zımpara kağıdıyla yaptığınız bir bıçak daha birincisinin bitiminde yatırımını ödeyebilir.
* Ustalar, seri üretim bıçaklarla rekabet için kaliteyi arttırıp da az ve öz bıçağı başı dik bir şekilde yapmak yerine kendine seri üretimin fiyatlarını tutturmayı hedef olarak seçip, bunu da ucuz malzemeyi, aceleye getirilmiş üstünkörü emekle, teknik gereklere de kafa yorarak oyalanmadan yapmaya razı oluyorlar.
* Ustalar kendi damgalarını vurmayı önemsemiyorlar. Damgalarının kendi namları olduğunu, yaptıklarının güzelliğinin o namı yüceltmesi gerektiğini düşünmüyor; çok zaman üstüne ne yazsam da daha iyi satsa diye düşünüyorlar.
Misal, Çotanakköy diye bıçağı ile ünlü bir köy olsa ve ben de bu köyün kaliteli, diğerlerinin arasından sıyrılan bıçağını yapma iddiasında olsam bıçağın üstüne kocaman bir "Çotanakköy" damgası vurmam. Kendi adımın altına küçük olarak "Çotanakköy" yazarım ki o kaliteli bıçak hem benim namımı yürütsün hem de alta yazdığım küçük isimle köye vefa borcumu ödeyeyim. Kendi namımın alıcıya veremediği güveni ben kocaman bir "Çotanakköy" yazısı ile kazanmaya çalışıyorsam demek ki köyün itibarı benim itibarımıın önünde gidiyor, onu yediyordur. Hele bir de gidip el oğlunun şehrini markasını yazanlarahiç değinmiyorum bile. Bahislerini bile etmek zaman kaybı...
* Bir bıçağı 50'ye satın alan onu hor kullanır, bakmaz, zarar verir, bozar; o bıçak çok dayanmaz. Aynı bıçağı 500'e alan kişi bunu korur, kollar, sahip çıkar, hatta yadigar olarak evladına devreder. Bir bıçağa baktığınız göz dahi onun değerini yaratır. O nedenle 50'lik bıçağı tabi ki 500'e satmayın ama 500'lük bıçağı 50'ye alandan ona saygı beklemeyin. Satanın kıymetini bilmediği mala ve onun ustasına alan da kıymet vermez.